İlk Yayın:
13/Şubat/2001
Son Güncelleme:
2/2/2016 - 4:57:10 PM
Ana Sayfa
Anasayfa > Yazıtlar > 15. Dakika



































Kel Misiniz?

15. Dakika
Dersin 15. dakikasıydı. Bunu biliyordu. Çünkü saatine bakmıştı. Ama bildiği şeyden emin değildi. Çünkü saati ileri ya da geri olabilirdi. Bildiği şeyden emin olmamak diye birşey olamazdı. Yaklaşık olarak biliyordu. Sinir bozucu bir tipseniz "yaklaşık olarak bilmek" diye bir şey olamaz diye düşünürsünüz. Saniyesi saniyesine doğru olmalı ki o saat ki dersin 15. dakikası olabilsin. Tamam, dersin 15. dakikası olduğu sanısına kandı. Boş bir sayfa açtı. Bir çizgi çizdi. Aslında bir çizgi denemezdi buna. Çizik denilebilirdi. Bir çizginin çizgi olabilmesi için amaçlı çizilmesi gerekir. Amaçsız, rasgele çizilmişse çizik denebilir. Bu noktada ortada bir çizik mi yoksa çizgi mi var tartışılabilirdi. Çizerken bir amacı yoktu diyemeyebiliriz belki de. Canı sıkılıyordu. Bu sıkıntıyı atmak için çizmişti onu. Bu açıdan bakınca çizgi olarak gözüküyordu bu çizdiği. Çizik demek için de bir ya da daha fazla açı bulunabilirdi. Bu nedenle bu yazıda çizilen şeyi her iki kelimeyi de kullanarak adlandıracağım. Bir daha gerek olursa adlandırmaya tabii. Sağ el baş parmağının itiş gücüyle elindeki şu an ne tür olduğunu bilmek bile istemediğim kalemini orta parmağının üstünde yarım tur çevirip, işaret parmağının desteğiyle yeniden durdurma amacıyla bir hamle yaptı. Kalem elinden düştü. Yanında oturanın gözü kaleme kaydı. Rezil olduğunu düşündü. Ama bu hareketi tekrar deneyip başarmalı ve kendini kanıtlamalıydı şimdi. Durup dururken başına iş açmıştı. Beceriksizce bir daha denedi. Olur gibi oldu. Yeterli görmedi. Yeni denemelere geçti. Birkaç başarılı çeviri yaptı. Ama yanındaki onun başarısına, başarısızlığına olduğu ilginin yüzde hiçini gösterdi. Dersin 17. dakikasıydı. Tam olarak olmasa da. Hala canı sıkılıyordu...

Yazan:  Spirit


Yazıt göndermek için tıklayın.