İlk Yayın:
13/Şubat/2001
Son Güncelleme:
2/2/2016 - 4:57:10 PM
Ana Sayfa
Anasayfa > Yazıtlar > Son Tango



































Kel Misiniz?

Son Tango
tek değil gece...
meğer ne çok yalnız insan varmış bu şehirde!
her kaldırımda bir gölge, her köşe başında yorgun bir şarkı...
tango yapıyor sokaklarda kırık kalpli aşıklar, ama tek başlarına...
ben, seni unuttum derken şaka yapmadım!
seni en hüzünlü kırmızıya sarıp, şehrin en acımasız saatlerinde, gecenin bir yılan gibi içine süzülmesi için, çıkmaz bir sokağın kuytusuna bıraktım...

şimdi...
dama çıkmış, elimde kesme kristlden kadehimle şarabımı yudumluyor ve sana ışığını göstermeyen tüm yıldızlara kadeh kaldırıyorum!
uykumu bugün kapının önünden geçen bir eskiciye verip karşılığında eski ciltli bir hikaye kitabı aldım : "içinden tren geçen yalnızlıklar"

maça kızı!
bisikletini hızla sürüp gidiyor önümden.
anlıyorum ki;
bir şehirde tüm ışıklar göz kırpıyorsa, aşk son nefesini veriyor demektir!

herzaman ki alışılmış bir sabah. yalnızlığım yine erken kalkıp kahvaltıyı hazırlamış. giyinmeliyim. dün gece içimdeki kahramanın afacan şakaları yüzünden, kollarımda oluşan simli harfleri ancak gün ışığı geçirmeyen bir kazak kapatır...

yaşlı ve yorgunsun.
perdeyi araladım. seni (ya da senden arta kalanları) görebiliyorum. aylar geçti en son düellomuzun üzerinden.
SENİ BEN ÖLDÜRMEDİM ÇIPLAK AYAKLI PRENS!
uğruna sustuğum her cümleyle barıştım. artık üzmüyorum onları. sadece arada bir adın geçince aklımdan, dipteki günlerimi vuruyorlar yüzüme ve biraz tartışıyoruz...
hepsi bu!

soluk ay taşı!
hatırlıyor musun, seni ne çok sevdiğimi ilk söylediğimde bana kendi gezegeninden getirdiğin o yüzüğü hediye etmiştin...
soluk ay taşı!

ona bu adı takmıştım. geceleri yüzünden yüzüme ay ışığı yansıtırdı, soğuk...soluk...ölü gibi...
artık kendime yeni bir isim bulmalıyım.
bu şehri, seni ve senden geriye kalan hastalıklı anıları, en zayıf anında terk etmeli!
uyurken mesela! yağmur yağarken ya da!
arka bahçedeki çingenelerle kaçacağım. yaseminler...ah evet! onları yıllarca suç ortağım olan, köşe başındaki akordeoncu ufaklığa bırakacağım...

bir şarkının içindeki hüzünlü nakaratı daima beni hatırlayarak dinle! çünkü artık bu tango diyarından tek başıma ayrılıyorum diyeceğim orada! sana....
sanırım asla tamir edemediğin o musluk damlatmaya dewam ettikçe, akan her damla su, biraz daha acı vererek silecek yatağımdan yüzünü!

kabaran yalnızlığını ve sahte gözyaşlarını bu kez hangi son romantik temizleyecek?

endişelenmeyi bırakmalı...
jazz tüm yaralarımı iyileştirecek nasılsa. şiddetli bir kanamaydın. damarlarımı düğümleyen gerçeklere minnet borçluyum!

bir denizkızı için en acıklı son, tüm hayatını geçirdiği okyanusu, ahmak bir aşk yüzünden terk etmek zorunda kalması olsa gerek...
oksijenimi ödünç verdiğim gökyüzü! karşılığında beni bir başka gezegene götürecek. bunun için bana söz verdi...

artık gitmeliyim.
hoşçakalın lirik dramların süslü kahramanları!
hoşçakal her gece yalnızlığına ağlayan tangocu çirkin kadın!
hoşçakal soylu aşkları barındıran soysuz şehir!
ve hoşçakal en sancılı anımda beni kollarına alıp sonra kasıklarına bastıran sokak!

kankardeş olduğum okyanus kokulu gözyaşlarım hoşçakal!

cebimdeki bir parça umutla, kendi krallığıma dönüyorum...
geri dönersem
eğer......
yıldızlar!
bozsun yeminini....

Yazan:  LeydiTatlısuKelebeği

Ek Bilgi: 15-01-2002


Yazıt göndermek için tıklayın.